Makula Lensi Nedir

Kişiye Özel Göz İçi Makula lensi

Halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinen makula dejenerasyonu, görme merkezinin yaşa bağlı olarak bozulması ve görme merkezinin bulanmasına neden olan bir hastalık. Bulanma, gözün arkasındaki küçük bir bölge olan makulanın zarar görmesinden kaynaklanıyor. Makula, gözlerimizin odaklandığı şeylerdeki ince detayları görmemize yardımcı oluyor.
Makula dejenerasyonu, keskin görme merkezi gerektiren okuma, araba sürme ve yüzleri tanıma gibi fonksiyonları yapmayı zorlaştırıyor. Yan görüşü etkilemediği için tam bir körlüğe yol açmıyor. Makula dejenerasyonunun, yaş ve kuru olmak üzere iki tipi var. Kuru şekli, en yaygın tipi. Yaş tipi daha az yaygın ama daha çabuk ilerliyor.
Makula retinada görmeyi sağlayan hücrelerin bulunduğu küçük bir alan. Bugüne kadar, “makula dejeneresansı” olan hastalarda katarakt ameliyatından sonra da görme iyi olmuyordu. Ancak kataraktlı lens değiştirilebiliyordu. Dünyada İngiliz Doktor Bobby Qureshi tarafından geliştirilen ve 3 yıldır bin 500 hastaya uygulanan bu lens ile makula dejeneresansı olan hastalarda uzak ve yakın görmelerde önemli oranda iyileşme sağlandı.

Sarı Nokta Tedavisi

SARI NOKTA HASTALARINDA GÖRMEYİ ARTIRAN TEDAVİ

Veni Vidi Göz Grup Medikal Direktörü Op.Dr.Ertan Sunay’ın Sarı Nokta Hastalığı ve  Sarı Nokta Lensi ile ilgili Sözcü Gazetesinde yayınlanan yazısı aşağıdaki şekildedir.

Sarı nokta hastalığı nedir?

Sarı nokta hastalığı görme merkezini etkileyen bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlıkta görme azalır, başlangıçta düz çizgiler eğri veya kırık görünmeye başlar, daha sonra görme alanının merkezinde siyah bir leke meydana gelir.
Hasta nereye bakıyorsa tam ortasını bulanık görür ama etrafını seçebilir.
Sarı Nokta Lensi kimlere uygulanabilir?
Yaşa bağlı sarı nokta hastalığı (kuru tip ve kontrol altına alınmış ıslak tip) Doğuştan gelen sarı nokta hastalığı
Tavukkarası hastalığı
Sarı nokta deliği
Sarı noktada zar gelişimi Yüksek miyopiye bağlı gelişen sarı nokta hastalığı

SARI NOKTA LENSİ GÖRMEYİ ARTIRIYOR
Sarı Nokta Lensi, ameliyat ile göz içine takılan ve bu hastalarda görme miktarını belli ölçülerde artıran bir göz içi merceğidir. Bu ameliyat sonrasında hastalarda % 30’a varan oranlarda daha iyi görme kalitesi elde edilir. Bu oran, san nokta hastaları için çok rahatlatıcı sonuçlar yaratır”

SİYAH GÖRÜNTÜ KAYBOLUR
Sarı Nokta Hastaları , baktıkları yerin merkezini siyah renkte görürler. Ameliyattan sonra bu durum kısmen düzelir  çünkü göz içine takılan bu lens ile görüntü  merkezi bu siyah lekeli bölgenin dışına kaydırılmış olur.

Kimlerde görülür?
Bu hastalık 70 yaş üzerindeki kişilerde, sigara içenlerde  ve açıkgöz rengine sahip kadınlarda daha sık görülür. Gençliğinde güneş ışığına korunmasız olarak aşırı maruz kalınmış olması da riski artırır.
Tedavisi nasıl yapılıyor?
Ameliyat, göze damla damlatılarak gözün uyuşturulmasıyla yapılır ve ortalama 10 dakika sürer. Hasta ameliyattan sonra ertesi gün kontrole gelmek üzere hemen eve gidebilir. Göz sadece 12 saat kapalı tutulur, daha sonra tümüyle açık kalır.

TAVUKKARASI  HASTALIĞINDA DA ETKİLİ

Tavuk Karası halk arasında gece körlüğü olarak da bilinir. Kişinin önce görüş alanını daraltan, zamanla renkler ve ışık derken sonunda görme yetisinin kaybolmasına yol açan hastalık, yaşam kalitesini düşürüyor. Hayat kalitesini yükselten Sarı Nokta Lensi hastalarında da yüz güldürücü sonuçlar veriyor.

Göz Hastalıkları

Göz Sağlığınıza Dikkat Edin !

Bilgisayar kullanırken 20 saniyelik aralar verin, bilgisayar gibi cihazların ekranına bakmak gözlerinizin yorulmasına ve normale göre daha az göz kırpmamız nedeniyle kurumasına yol açar. Bunu önlemek için, en az 20 dakikada bir, 20 saniye süreyle 20 metre kadar uzağa bakmak gerekir. Ayrıca, ekran fazla parlak olmamalı ve 50 santimetre kadar uzakta, göz seviyesinin biraz altında olmalıdır. Güneşin zararlı ışınlarından korunmak için güneş gözlüğü kullanın.
Göz yaralanmalarının yarıya yakını ev ya da bahçe işleri yaparken meydana gelir. Bu işleri yaparken çoğunlukla ihmal edilen koruyucu gözlük kullanımı bu tip yaralanmaları önler. Sağlıklı beslenmeye dikkat edin. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, portakal, limon gibi meyveler ve tam tahıllar kalp dostu yiyecekler olup, dolaşımın düzgün olmasını sağlayarak gözlerin de iyi beslenmesine yardımcı olurlar. Çinkodan zengin besinler olan bezelye, fasulye, yer fıstığı ve yağsız et güneş ışığının zararlı etkilerine karşı gözlere direnç kazandırır. Bol miktarda A vitamini içeren havuç ve beta karaten içeren sebze ve meyveler de gözlerimiz için faydalıdır.
Eski makyaj malzemelerini kullanmayın!
Bakteriler sıvı ve kremli göz makyajlarında kolaylıkla çoğalabilirler. 3 aydan daha eski göz makyaj malzemelerini kullanmak uygun olmayabilir. Eğer bir enfeksiyon gelişirse hemen makyajınızı temizleyerek doktorunuza görününüz. Başkalarının göz makyaj malzemelerini kullanmayınız. İlaçların prospektüsleri okuyun. Birçok ilaç veya kombine ilaç kullanımı görmeyi etkileyebilir. İlaç kullanmadan önce göz ile ilgili yaşanabilecek yan etkilerinin olup olmadığını prospektüsünden okumalısınız. Ayrıca ilaç kullanırken yaşayacağınız, gözlerinizin kuruması veya sulanması, ışığa duyarlı hale gelmesi, çift görme veya bulanık görme gibi durumları doktorunuza hemen bildirmelisiniz.

Katarakt

Katarakt genellikle yavaş ilerler. Bu nedenle hastalar katarakt olduklarını çoğunlukla fark etmez. Örneğin görme düzeyi yüzde 60 a kadar düşmesine rağmen hasta hala yüzde 100 gördüğünü zanneder. Bu riske karşı düzenli göz muayenesinden geçin.

Katarakt nedir?

Her insanın gözünün içinde göz merceği denilen bir doku var. Tamamen saydam olan bu doku hemen göz bebeğinin arkasında, bağlarla asılı duruyor. Göz merceği aşağı yukarı bir nohut büyüklüğündedir. Uzak ve yakındaki görüntüleri yakınlaştırma özelliğine sahiptir. Yaş ilerledikçe merceğin metabolizması bozulur ve mercek saydamlığını yavaş yavaş kaybeder. Sonuçta göz bebeğinin arkasına yani gözün içine ışık giremez. Bunu buzlu bir camın arkasından bakmak gibi düşünebilirsiniz; katarakt olduğunda görüş bu şekilde olur.

İleri yaş hastalığı mı?

Genellikle ileri yaşlarda görülür. İlerleyen yaşla birlikte tüm vücudumuzda olduğu gibi göz merceğinde de yaşlanma meydana gelir. Katarakt bazen doğuştan da var olabilir. Artık genç yaşlarda da sık görülür.

Birdenbire mi olur?

Genellikle yavaş ilerler. Aslında kataraktı olan hasta, katarakt olduğun u anlamadan doktora ‘Gözüm bozuldu, numaram değişti gibi şikayetlerle başvurabilir. Bir de yavaş yavaş ilerlediği için hastalar katarakt olduklarını genelde fark etmezler. Örneğin görme düzeyi yüzde 60’a kadar düşmesine rağmen, hasta hala  yüzde 100 gördüğünü zanneder. Bu da çeşitli sorunlara neden olur ve hastanın yaşam kalitesini düşürür. Mesela hasta, araba kullanırken farkında olmadan olumsuz etkilenir ve katarakt ameliyatından sonra aradaki farkı anlayabilir. Kataraktın farklı tipleri var. Oluşumu ve hızları kişiden kişiye değişir. Bazı hastalarda çok hızlı ilerleyebilir. Örneğin 6 ay-1 yıl içinde görmeyi tamamen kapatabilir. Bazı hastalarda da yavaş yavaş ilerler. Nadiren göze darbe geldiğinde hızlı olarak 1-2 ayda oluşabilir. Yine yüksek dozda kortizon kullanım kataraktın çok hızlı gelişmesine yol açabilir. Ultraviyole ışınları kataraktın oluşumunu hızlandırabilir.

Tamamen görme kaybı olabiliyor mu?

Görme kaybı en son safhada olur. Yavaş yavaş görme azalır, bir süre sonra göz bebeğinin önü kapanırsa görme tamamen ortadan kalkar.

 

Keratokonus

Keratokonus Tedavisi

Pek çoğumuzun ismini bile duymadığı ancak günümüzde giderek yaygınlaşan göz hastalığı keratokonus, ülkemizde yaklaşık her 1000 kişiden 3’ünde görülüyor. Özellikle 15-25 yaş arasındaki kişiler bu tanıyı daha sık alıyor.

Keratokonus gözün en dış ortamında bulunan saydam tabakanın incelmesi, bombeleşmesi veya dikleşmesi şeklinde tanımlanabilir. Hastalık tedavi edilmezse ya da ilerlemesi durdurulmazsa nihai körlüğe gidebilmektedir.

Nedenleri tam olarak bilinememekle birlikte, gözleri aşırı ovalamanın bu hastalığın gelişimine yol aşabildiğini, tedavisinde ise en yeni yöntem olan hibrid lenslerin umut verici olmaktadır.  Son aylarda gözlük derecenizin hızla artmasından ve gözlük takmanıza rağmen sık sık net görememekten mi şikayetçisiniz? Aklınıza keratokonus ihtimalini getirmekte fayda var. Özellikle de gözlük numarası yüksek düzeyde olan ve her kontrol muayenesinde astigmatik kırma kusuru artan kişilerde bu hastalığa sık rastlanıyor.

Dikkat çeken önemli bir bilgi de; ergenlik döneminde yoğun alerji şikayeti olanlarda gözü ovalamanın bu hastalığın gelişimine yol açtığını gösteren güncel yayınlar mevcuttur. Özellikle uzun süreli bilgisayar kullanımının artırdığı göz yorgunluğunun sıklıkla eşlik ettiği kuru göz sendromunda gözlerimizi aşırı ovalamak ileride bu rahatsızlığın görülme riskini artırmaktadır.

TEDAVİDE EN YENİ YÖNTEM: YENİ NESİL KONTAKT LENS

Keratokonusun nihai tedavisi kornea nakli ancak her hastaya gerekmiyor. Son yıllarda daha ılımlı cerrahiler olan kornea içi halka uygulamaları ve korneal çapraz bağlama gibi tedaviler ile hastalığın ilerlemesinin durdurulması amaçlanırken, cerrahi dışı seçenekler arasında başı bugüne dek kontakt lensler çekiyordu. Ancak kontakt lenslerin sert olması nedeniyle hastaların kullanımda zorluk çektiğini bu nedenle uzun dönemli kullanamamaktadır. Son dönemde yeni nesil kontakt lenslerin (hibrid lens) umut verici olduğunu söylenmektedir. Amerika ve Avrupa Birliği ülkelerinde kullanıma giren hibrid lenslerin eş zamanlı olarak ülkemizde de göz hekimleri tarafından uygulanabilmektedir.

 

Göz Kapağı Düşüklüğü Nedir?

Göz kapak düşüklüğü denilince akla gelen genelde yaş ile veya genetik nedenlerle dit ve yüzeysel kaslarda gevşemedir. Bu durum yaşla ve yer çekimi etkisiyle yıllar içerisinde ilerleme gösterir.

Göz kapağı düşüklüklerinin bazı durumlarda derin kas tabakası bozukluğunda meydana gelmektedir.

Buradaki sebep farklı olduğu için tedavi de farklı olmaktadır. Bu hastalık pitozis olarak adlandırılmaktadır. Göz kapağı düşüklüğü olarak pitozis temelde 4 sebebe bağlı olabilir. Bunlar, konjenital, aponevrotik, mekanik ve nörojenik olarak sınıflandırılabilir. Konjenital olan göz kapak düşüklüğü çocukluk döneminde vardır, zamanla genelde değişmez. şiddetine göre rahatsızlık yapar. Çok ileri olduğu durumlarda özellikle göz görme kısmını kapatıyorsa erken tedavi yapılmalıdır. Tedavide geç kalınırsa göz tembelliğine sebep olmaktadır.

Gözlerin aşırı ovuşturularak kaşınması, göz kapağına aşırı  travma uygulanması, kontakt lens kullanımı genç yaşlarda görülebilen aponevrotik pitozis sebeplerindendir.

Diyabetin Göze Etkisi

Türkiye ve Dünya’da son yıllarda çok daha yüksek oranlarda gözlemlenen diyabet, gözlerde tahmin edilenden çok daha büyük hasarlara yol açabiliyor.

Diyabet, kanda bulunan glikoz ve şeker oranlarının artmasıyla ortaya çıkan ve aldığımız besinlerin direk etki ettiği ciddi bir metabolik rahatsızlıktır. Retina damarlarının tıkanması sebebiyle göz rahatsızlıklarının oluşmasına yol açan bu hastalığa sahip kişilerin, düzenli göz muayenelerini aksatmadan gerçekleştirmeleri, görme yetisinin korunması açısından çok büyük önem taşıyor.

Gözlerde diyabet sebebiyle oluşan hastalıklar arasında en sık görüleni olan diyabetik retinopati, görme oranında yaratabileceği %90’a varan kayıplar sebebiyle dikkat edilmesi ve ihmale gelmeyen bir rahatsızlık. Şeker hastalığı retinadaki kılcal damarların yapısını bozmakta, sarı nokta bölgesinde sıvı ve yağlı maddelerin birikmesine ve beraberinde kılcal damarların tıkanarak beslenmeyen alanların ortaya çıkmasına neden olur. Retinada kendiliğinden kanayabilen yeni damarlar oluşur. Retinanın önünde ve içinde oluşan kanamalar gözün arka boşluğuna sızabilir. Retinada damarlı zarlar oluşur ve sonuçta ciddi görme kayıpları, ağrılı göz tansiyonu yükselmelerine neden olur.

Diyabet hastalarının, özellikle hastalığın beşinci yılından itibaren yılda en az bir kez göz muayenelerine gitmeleri ve göz diplerini kontrol ettirmeleri gerekli. Diyabetik retinopati teşhisi konulan hastalarda ise, 3-4 aylık süreçlerde düzenli muayenelerini gerçekleştirmeleri, görme yetisinin kaybedilmemesi açısında olmazsa olmazlardan bir tanesidir.

Diyabete Karşı 9 Önlem :

  • Şekerli yiyeceklerden uzak durun.
  • Kola benzeri gazlı içecekleri hayatınızdan çıkarın
  • Çay ve kahve gibi içeceklere şeker yerine tatlandırıcı katın.
  • Her gün bir çay kaşığı tarçın yiyin.
  • Alkolü olabildiğince az tüketin.
  • Margarin ile pişirilen yemekleri tüketmeyin.
  • Daha fazla sebze ve salata tüketin.
  • Tansiyonunuzun 140/90 seviyesinin altında kaldığından emin olun.
  • Sigara içmeyin.

Göze İyi Gelen Besinler

Sağlıklı Gözler İçin Vitaminlerin Önemi !

Uzmanlar, vitamin ve minerallerin, yalnızca cilde ışıltı katmadığını, gözlerin de parlak ve sağlıklı görünmesine yardımcı olduğunu ve kartal gözü etkisi sağladığını söylemektedir.. A vitamini, gözün arka tabakası olan retinada bulunan ve “rodopsın” adlı ışığı tanıyan proteinlere bağlanarak, gece görüşü sağlar. A vitamini ya da retınol eksikliğinde, gece körlüğü adı verilen gece görememe sorunu oluşur. Eğer vücuda yeterli miktarda A vitamini alınmazsa; gece körlüğü, gözyaşının azalması ve kuru göz ile göz kornea tabakasında yara sorunları ortaya çıkabilir. A vitamini; karaciğer, yumurta, süt gibi hayvansal gıdalarda ve portakal, havuç, patates, ıspanak, karalahana, mango, kavun, gibi yeşil ve sarı renkli sebzeler ile meyvelerde bulunur. Yumurta ve süt ürünleri yemeyen kişilerde A vitamini eksikliği görülebilir. Vücudun dolaşım sisteminde bulunan ”alla tokoferol” vücut için zararlı olan zehirli maddelerin atılmama yardımcı olur. E vitamini de alfa tokoferol tıpı bir antıoksıdandır. Yanı vücutta çeşitli nedenlerle oluşan zararlı oksijen ürünlerini yok eder. Vücut için gerekli olan E vitamini, göz dibindeki retina adı verilen damarlı bölgenin dejenerasyonunda da faydalı olabilir. Zeytinyağı, ayçiçeği yağı, ayçiçeği, ceviz, badem, tereyağı, kırmızı et, ıspanak, brokolı gibi yeşil yapraklı sebzeler, kivi, mango ve muz E vitamini yönünden zengin besinlerdir. Magnezyumun, kan şekerini düzenleyici özelliği vardır. Magnezyum eksikliği olan şeker hastalarında retina bölgesinde önemli sorunlar oluşabilir. Magnezyum içeren besinler; ıspanak ve yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, kuruyemişler, tam tahıl, su, yer fıstığı, kepekli ekmek, peynir, tavuk, biftek, patates, portakal, domates, soğan, incir, üzüm, hurma, çavdar, yoğurt, patates, havuç, kereviz, marul ve pırasadır.  B2 vitamini özellikle et, karaciğer, tavuk, yağsız süt, yoğurt, yumurta sansı, peynir, papatya, ısırgan otu, adaçayı, brokoli, ıspanak, yeşil yapraklı sebzeler, balık, baklagiller ve tahıllarda bulunur. Şeker hastalığı, gözün sinir ve damarlarda harabıyete yol açabilir. Bunun önlenmesi  için  yeterli miktarda C vitamini alınmasına önem verilmelidir. C vitamini, hücrelerdeki sorbıtol denen şekeri artırarak, yüksek kan şekerinin yan etkisini önleyici etkiye sahiptir. Görme yeteneğinin geliştirilmesi ve daha net görüş yakalanması açısından son derece önemli olan çinko, göz yaralarını önlemek için de gereklidir. Arpa, peynir, sığır eti, kepekli ekmek, tavuk, yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri, balık, patates, ceviz, badem, tam tahıl, kuru fasulye, lahana, ay çekirdeği, karaciğer, kuzu eti ve tahıllarda çinko bulunmaktadır. Kırmızı et ve tavuk eti gibi hayvansal gıdalarda bulunan çinko daha kolay emilir. Üzüm çekirdeğinin içeriğinde, çok kuvvetli bir antıoksıdan olan proantosiyanidin vardır. Bazen makula dejenerasyonu yanı halk arasında bilmen adıyla sarı nokta hastalığı ve şeker hastalığının, sınır ve göz hasarından korunmak için alınır. Kapsül veya tablet şeklinde bulunur. Bununla birlikte bilimsel çalışmalarda üzüm çekirdeğinin antıoksıdan etkisi olduğu saptanmıştır. Üzüm çekirdeği LDL kolesterol denen kötü kolesterolün oksidasyonunu önleyici özelliğe de sahiptir. Ispanak ve kabakta bulunan lutem, zeaxantm ve mesozeaxanthin göz dibindeki makula bölgesinde bulunan bir renk maddesi oluştururlar. Luteinin göz sağlığı üzerinde etkisi araştırılmış ve sonuçta antioksıdan etkili olduğu ve ışığın zararlı etkisini önlediği ortaya konulmuştur. Sarı nokta hastalığı bulunan kişilerde lutem ve zeaxantin düzeyi düşük bulunmuştur. Lutem’ ı gıdalarla fazla alanlarda, yaşa bağlı sarı nokta hastalığı veya katarakt daha az görülür. Lutem’rn gıdalarla alınması, kapsül şeklmde alınmasından daha yararlıdır.  Soğuk suda yetişen somon, omega 2 ve omega 3 yağ asıtleri  bakımından oldukça zengindir. Bunun yanında yine omega 3 içeriği yüksek olan; sardalya, ringa, deniz levreği ve hamsi gibi balıklar da haftada iki kez tüketilmelidir. Bu balıklarda aynı zamanda D vitamini, B vitaminleri, selenyum, potasyum ve protein bulunmaktadır. Konserve ton balıkları ise haftada bir defadan fazla tüketilmemelidir. Bal kabağı, içinde bulunan karoten, yüksek lif, C ve E vitamini, potasyum, magnezyum ve pantotenik asit vitamini yönünden çok faydalı bir meyvedir. Kalorisi de düşüktür. Karotenoıd miktan en yüksek olan besinlerden biridir. Bal kabağının çekirdeği veya kabak çekirdeği de sağlığa faydalıdır. Kabak çekirdeğinde E vitamini, potasyum, magnezyum, çinko, omega-3 ve omega-6 yağ asitleri vardır. Katarakt ve san nokta hastalığına karşı koruyucu özelliği bulunmaktadır.

Göz Problemleri

Masa başı çalışanlarda göz problemine dikkat!

Teknoloji ilerlerken artık kitapları bile bilgisayardan okuduğumuz, notlarımızı bilgisayar üzerinde belirlediğimiz bir dönemdeyiz. Hemen hemen herkesin elinde bir cep telefonu, evlerde mutlaka tablet ve bilgisayarlarımız mevcut. Asansörde, yemekte elimizden düşürmediğimiz akıllı telefonlarımızın yerini iş yerlerinde ve evlerde bilgisayarlar devralıyor. İşi için sürekli bilgisayar başında olan kişi de, sosyal medyada dolaşan kişi de çeşitli sebeplerle göz problemleri yaşamaktadır. Bu durum günümüzde göz hastalıklarına zemin hazırlar veya zemindeki gizli bir bozukluğun ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Yoğun bilgisayar kullanımı ile gözünün bozulduğunu söyleyen bir kişide sebebin çoğunlukla alttaki gizli hipermetrop veya astigmatizmanın ortaya çıkması olmaktadır.  Kişinin daha önce fark etmediği ve göz kasları  ile tolere edilebilen bu rahatsızlıklar yoğun bilgisayar kullanımı ile ortaya çıkabilmektedir. Bu hastalara  her zaman olmasa da bilgisayar kullanırken gözlüğünü takabileceği önerilmektedir,  bu sayede göz yorgunluğu nispeten rahatlayacaktır. Gözlük camı seçerken antirefle özellikte olanları tercih etmek daha rahatlatıcı olacaktır. Ayrıca bilgisayar ekranlarının ışığından koruyan farklı camlar mevcuttur. Bankacılık sektöründe çalışanlarda bu rahatsızlıklar sık olarak izlenmekte ve rahatlama sağlanabilmektedir. Ayrıca göz kırpma refleksinin azalmasına bağlı göz kuruluğu nedeniyle batma ve yanma rahatsızlığı olabilmektedir. Bu durumda suni gözyaşı damlaları önerilmektedir.  Göz bozukluklarının ilerlemesinin 20’li yaşlarda azaldığı durduğu bilinirken son yıllarda yoğun tablet ve telefon kullanımına bağlı kas spazmları ile gözlük numaralarında ilerleme ile karşılaşılmaktadır. Göz doktorları hastalara bilgisayar, tablet ve akıllı telefon başında geçirdikleri süreyi azaltmaları ve gece uyku sürelerine ve uyku saatlerine dikkat etmeleri gerektiğini önermektedir.

Katarakt Hakkında Bilinmesi Gerekenler

KATARAKT NEDİR? 
Katarakt, halk dilinde ‘perde’ ya da ‘aksu’ olarak biliniyor. Bulanık görmeye neden olan katarakt, gözbebeğinin hemen arkasında yer alan göz merceğinin saydamlığını ve şeffaflığını kaybetmesiyle oluşuyor. Sisli puslu, bulanık, bazen çift görme şikayetlerine yol açan katarakt, sadece yaşlılıkta değil, bebeklik döneminde dahi görülebiliyor.
Katarakt ile ilgili merak edilen sorular ve yanıtları:
Gözlük katarakta çözüm mü? 
Katarakt rahatsızlığında, gözlük camlarını sık sık değiştirme ihtiyacı doğuyor. Ancak katarakt belli bir noktayı aştıktan sonra cam değiştirilse de görüşü iyileştirmiyor.
Katarakt ameliyatı hangi durumlarda yapılır? 
Görme bozukluğu kişinin günlük yaşamını aksatacak seviyeye ulaşmışsa, ameliyat gerekiyor. Acil tedavi gerektiren diğer bir durum ise; kataraktın tamamen olgunlaşıp buzlu cam görünümüne gelmesi. Katarakt ameliyatı gev’ rekliliği için tek kriter ‘görme keskinliği’ değil. Işığa karşı aşırı duyarlılık da kişilerin hayatını kabusa çevirebiliyor. Bir kişinin muayene odasında gösterilen harf ya da şekilleri görmesi yeterli değil. Aynı kişi güneşli günlerde sokakta daha az görüyor, geceleri otomobil farları, sokak lambalarının aşırı parlama ve yansımasından aşırı derecede rahatsız olabiliyor. Bu durumlarda da kişilerin ameliyat olması gerekiyor.
• Katarakt ameliyatından sonra gözlüğe ihtiyaç var mı? 
Kataraktı olan kişi; diyabet hastalığı, göz tansiyonu (glokom) ve sarı nokta hastalığı gibi ek bir göz problemine sahip değilse, ameliyat sonrasında premium multifokal ya da trifokal (çok odaklı) göz içi merceklerle hem uzağı hem yakını hem de ara mesafeyi gözlüksıiz olarak görebiliyor.
• Katarakt ameliyatı ne kadar sürer? 
Damla ile göz uyuşturularak yapılan ve ortalama 10 dakika süren operasyonun ardından tamamen bulanık görme sorunundan kurtulmak mümkün. Ancak böyle oluşu,’çok basit bir ameliyat’
anlamına gelmiyor. Ameliyatın deneyimli göz cerrahları tarafından titizlik gösterilerek, en hijyenik koşullarda ve tek kullanımlık malzemeler ile yapılması gerekiyor. Kullanılacak göz içi merceklerin de FDA onaylı olması önemli.
• Katarakt ameliyatı sonrası nelere dikkat edilmeli? 
Ameliyat sonrası 5 gün banyo yapılmaması ve göze su değdirilmemesi önemli. Yine bir hafta boyunca kirli, pis işlerden ve buhardan uzak durulmalı. Bir hafta sonra her türlü işe dönüş sağlanabiliyor ve kişi normal hayatına dönebiliyor.
• Katarakt nükseder mi?
Katarakt tekrarlayan bir hastalık değil. Katarak operasyonu, kişinin hayatında her şey yolunda giderse bir kez geçireceği bir operasyondur. Sonrasında bir daha aynı sorunla karşılaşmadan, sağlıklı bir şekilde hayatını sürdürüyor.
Katarakt nedenleri nelerdir? 
Kortizon içeren ilaç kullanımı, diyabet, bazı göz tansiyonu türleri ya da yüksek seviyede radyasyon ve elektrik akımına maruz kalmak kataraktın oluşumunu etkileyebiliyor.