Göz Hastalıkları

Göz Sağlığınıza Dikkat Edin !

Bilgisayar kullanırken 20 saniyelik aralar verin, bilgisayar gibi cihazların ekranına bakmak gözlerinizin yorulmasına ve normale göre daha az göz kırpmamız nedeniyle kurumasına yol açar. Bunu önlemek için, en az 20 dakikada bir, 20 saniye süreyle 20 metre kadar uzağa bakmak gerekir. Ayrıca, ekran fazla parlak olmamalı ve 50 santimetre kadar uzakta, göz seviyesinin biraz altında olmalıdır. Güneşin zararlı ışınlarından korunmak için güneş gözlüğü kullanın.
Göz yaralanmalarının yarıya yakını ev ya da bahçe işleri yaparken meydana gelir. Bu işleri yaparken çoğunlukla ihmal edilen koruyucu gözlük kullanımı bu tip yaralanmaları önler. Sağlıklı beslenmeye dikkat edin. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, portakal, limon gibi meyveler ve tam tahıllar kalp dostu yiyecekler olup, dolaşımın düzgün olmasını sağlayarak gözlerin de iyi beslenmesine yardımcı olurlar. Çinkodan zengin besinler olan bezelye, fasulye, yer fıstığı ve yağsız et güneş ışığının zararlı etkilerine karşı gözlere direnç kazandırır. Bol miktarda A vitamini içeren havuç ve beta karaten içeren sebze ve meyveler de gözlerimiz için faydalıdır.
Eski makyaj malzemelerini kullanmayın!
Bakteriler sıvı ve kremli göz makyajlarında kolaylıkla çoğalabilirler. 3 aydan daha eski göz makyaj malzemelerini kullanmak uygun olmayabilir. Eğer bir enfeksiyon gelişirse hemen makyajınızı temizleyerek doktorunuza görününüz. Başkalarının göz makyaj malzemelerini kullanmayınız. İlaçların prospektüsleri okuyun. Birçok ilaç veya kombine ilaç kullanımı görmeyi etkileyebilir. İlaç kullanmadan önce göz ile ilgili yaşanabilecek yan etkilerinin olup olmadığını prospektüsünden okumalısınız. Ayrıca ilaç kullanırken yaşayacağınız, gözlerinizin kuruması veya sulanması, ışığa duyarlı hale gelmesi, çift görme veya bulanık görme gibi durumları doktorunuza hemen bildirmelisiniz.

Katarakt

Katarakt genellikle yavaş ilerler. Bu nedenle hastalar katarakt olduklarını çoğunlukla fark etmez. Örneğin görme düzeyi yüzde 60 a kadar düşmesine rağmen hasta hala yüzde 100 gördüğünü zanneder. Bu riske karşı düzenli göz muayenesinden geçin.

Katarakt nedir?

Her insanın gözünün içinde göz merceği denilen bir doku var. Tamamen saydam olan bu doku hemen göz bebeğinin arkasında, bağlarla asılı duruyor. Göz merceği aşağı yukarı bir nohut büyüklüğündedir. Uzak ve yakındaki görüntüleri yakınlaştırma özelliğine sahiptir. Yaş ilerledikçe merceğin metabolizması bozulur ve mercek saydamlığını yavaş yavaş kaybeder. Sonuçta göz bebeğinin arkasına yani gözün içine ışık giremez. Bunu buzlu bir camın arkasından bakmak gibi düşünebilirsiniz; katarakt olduğunda görüş bu şekilde olur.

İleri yaş hastalığı mı?

Genellikle ileri yaşlarda görülür. İlerleyen yaşla birlikte tüm vücudumuzda olduğu gibi göz merceğinde de yaşlanma meydana gelir. Katarakt bazen doğuştan da var olabilir. Artık genç yaşlarda da sık görülür.

Birdenbire mi olur?

Genellikle yavaş ilerler. Aslında kataraktı olan hasta, katarakt olduğun u anlamadan doktora ‘Gözüm bozuldu, numaram değişti gibi şikayetlerle başvurabilir. Bir de yavaş yavaş ilerlediği için hastalar katarakt olduklarını genelde fark etmezler. Örneğin görme düzeyi yüzde 60’a kadar düşmesine rağmen, hasta hala  yüzde 100 gördüğünü zanneder. Bu da çeşitli sorunlara neden olur ve hastanın yaşam kalitesini düşürür. Mesela hasta, araba kullanırken farkında olmadan olumsuz etkilenir ve katarakt ameliyatından sonra aradaki farkı anlayabilir. Kataraktın farklı tipleri var. Oluşumu ve hızları kişiden kişiye değişir. Bazı hastalarda çok hızlı ilerleyebilir. Örneğin 6 ay-1 yıl içinde görmeyi tamamen kapatabilir. Bazı hastalarda da yavaş yavaş ilerler. Nadiren göze darbe geldiğinde hızlı olarak 1-2 ayda oluşabilir. Yine yüksek dozda kortizon kullanım kataraktın çok hızlı gelişmesine yol açabilir. Ultraviyole ışınları kataraktın oluşumunu hızlandırabilir.

Tamamen görme kaybı olabiliyor mu?

Görme kaybı en son safhada olur. Yavaş yavaş görme azalır, bir süre sonra göz bebeğinin önü kapanırsa görme tamamen ortadan kalkar.

 

Keratokonus

Keratokonus Tedavisi

Pek çoğumuzun ismini bile duymadığı ancak günümüzde giderek yaygınlaşan göz hastalığı keratokonus, ülkemizde yaklaşık her 1000 kişiden 3’ünde görülüyor. Özellikle 15-25 yaş arasındaki kişiler bu tanıyı daha sık alıyor.

Keratokonus gözün en dış ortamında bulunan saydam tabakanın incelmesi, bombeleşmesi veya dikleşmesi şeklinde tanımlanabilir. Hastalık tedavi edilmezse ya da ilerlemesi durdurulmazsa nihai körlüğe gidebilmektedir.

Nedenleri tam olarak bilinememekle birlikte, gözleri aşırı ovalamanın bu hastalığın gelişimine yol aşabildiğini, tedavisinde ise en yeni yöntem olan hibrid lenslerin umut verici olmaktadır.  Son aylarda gözlük derecenizin hızla artmasından ve gözlük takmanıza rağmen sık sık net görememekten mi şikayetçisiniz? Aklınıza keratokonus ihtimalini getirmekte fayda var. Özellikle de gözlük numarası yüksek düzeyde olan ve her kontrol muayenesinde astigmatik kırma kusuru artan kişilerde bu hastalığa sık rastlanıyor.

Dikkat çeken önemli bir bilgi de; ergenlik döneminde yoğun alerji şikayeti olanlarda gözü ovalamanın bu hastalığın gelişimine yol açtığını gösteren güncel yayınlar mevcuttur. Özellikle uzun süreli bilgisayar kullanımının artırdığı göz yorgunluğunun sıklıkla eşlik ettiği kuru göz sendromunda gözlerimizi aşırı ovalamak ileride bu rahatsızlığın görülme riskini artırmaktadır.

TEDAVİDE EN YENİ YÖNTEM: YENİ NESİL KONTAKT LENS

Keratokonusun nihai tedavisi kornea nakli ancak her hastaya gerekmiyor. Son yıllarda daha ılımlı cerrahiler olan kornea içi halka uygulamaları ve korneal çapraz bağlama gibi tedaviler ile hastalığın ilerlemesinin durdurulması amaçlanırken, cerrahi dışı seçenekler arasında başı bugüne dek kontakt lensler çekiyordu. Ancak kontakt lenslerin sert olması nedeniyle hastaların kullanımda zorluk çektiğini bu nedenle uzun dönemli kullanamamaktadır. Son dönemde yeni nesil kontakt lenslerin (hibrid lens) umut verici olduğunu söylenmektedir. Amerika ve Avrupa Birliği ülkelerinde kullanıma giren hibrid lenslerin eş zamanlı olarak ülkemizde de göz hekimleri tarafından uygulanabilmektedir.

 

Göz Kapağı Düşüklüğü Nedir?

Göz kapak düşüklüğü denilince akla gelen genelde yaş ile veya genetik nedenlerle dit ve yüzeysel kaslarda gevşemedir. Bu durum yaşla ve yer çekimi etkisiyle yıllar içerisinde ilerleme gösterir.

Göz kapağı düşüklüklerinin bazı durumlarda derin kas tabakası bozukluğunda meydana gelmektedir.

Buradaki sebep farklı olduğu için tedavi de farklı olmaktadır. Bu hastalık pitozis olarak adlandırılmaktadır. Göz kapağı düşüklüğü olarak pitozis temelde 4 sebebe bağlı olabilir. Bunlar, konjenital, aponevrotik, mekanik ve nörojenik olarak sınıflandırılabilir. Konjenital olan göz kapak düşüklüğü çocukluk döneminde vardır, zamanla genelde değişmez. şiddetine göre rahatsızlık yapar. Çok ileri olduğu durumlarda özellikle göz görme kısmını kapatıyorsa erken tedavi yapılmalıdır. Tedavide geç kalınırsa göz tembelliğine sebep olmaktadır.

Gözlerin aşırı ovuşturularak kaşınması, göz kapağına aşırı  travma uygulanması, kontakt lens kullanımı genç yaşlarda görülebilen aponevrotik pitozis sebeplerindendir.

Diyabetin Göze Etkisi

Türkiye ve Dünya’da son yıllarda çok daha yüksek oranlarda gözlemlenen diyabet, gözlerde tahmin edilenden çok daha büyük hasarlara yol açabiliyor.

Diyabet, kanda bulunan glikoz ve şeker oranlarının artmasıyla ortaya çıkan ve aldığımız besinlerin direk etki ettiği ciddi bir metabolik rahatsızlıktır. Retina damarlarının tıkanması sebebiyle göz rahatsızlıklarının oluşmasına yol açan bu hastalığa sahip kişilerin, düzenli göz muayenelerini aksatmadan gerçekleştirmeleri, görme yetisinin korunması açısından çok büyük önem taşıyor.

Gözlerde diyabet sebebiyle oluşan hastalıklar arasında en sık görüleni olan diyabetik retinopati, görme oranında yaratabileceği %90’a varan kayıplar sebebiyle dikkat edilmesi ve ihmale gelmeyen bir rahatsızlık. Şeker hastalığı retinadaki kılcal damarların yapısını bozmakta, sarı nokta bölgesinde sıvı ve yağlı maddelerin birikmesine ve beraberinde kılcal damarların tıkanarak beslenmeyen alanların ortaya çıkmasına neden olur. Retinada kendiliğinden kanayabilen yeni damarlar oluşur. Retinanın önünde ve içinde oluşan kanamalar gözün arka boşluğuna sızabilir. Retinada damarlı zarlar oluşur ve sonuçta ciddi görme kayıpları, ağrılı göz tansiyonu yükselmelerine neden olur.

Diyabet hastalarının, özellikle hastalığın beşinci yılından itibaren yılda en az bir kez göz muayenelerine gitmeleri ve göz diplerini kontrol ettirmeleri gerekli. Diyabetik retinopati teşhisi konulan hastalarda ise, 3-4 aylık süreçlerde düzenli muayenelerini gerçekleştirmeleri, görme yetisinin kaybedilmemesi açısında olmazsa olmazlardan bir tanesidir.

Diyabete Karşı 9 Önlem :

  • Şekerli yiyeceklerden uzak durun.
  • Kola benzeri gazlı içecekleri hayatınızdan çıkarın
  • Çay ve kahve gibi içeceklere şeker yerine tatlandırıcı katın.
  • Her gün bir çay kaşığı tarçın yiyin.
  • Alkolü olabildiğince az tüketin.
  • Margarin ile pişirilen yemekleri tüketmeyin.
  • Daha fazla sebze ve salata tüketin.
  • Tansiyonunuzun 140/90 seviyesinin altında kaldığından emin olun.
  • Sigara içmeyin.

Göze İyi Gelen Besinler

Sağlıklı Gözler İçin Vitaminlerin Önemi !

Uzmanlar, vitamin ve minerallerin, yalnızca cilde ışıltı katmadığını, gözlerin de parlak ve sağlıklı görünmesine yardımcı olduğunu ve kartal gözü etkisi sağladığını söylemektedir.. A vitamini, gözün arka tabakası olan retinada bulunan ve “rodopsın” adlı ışığı tanıyan proteinlere bağlanarak, gece görüşü sağlar. A vitamini ya da retınol eksikliğinde, gece körlüğü adı verilen gece görememe sorunu oluşur. Eğer vücuda yeterli miktarda A vitamini alınmazsa; gece körlüğü, gözyaşının azalması ve kuru göz ile göz kornea tabakasında yara sorunları ortaya çıkabilir. A vitamini; karaciğer, yumurta, süt gibi hayvansal gıdalarda ve portakal, havuç, patates, ıspanak, karalahana, mango, kavun, gibi yeşil ve sarı renkli sebzeler ile meyvelerde bulunur. Yumurta ve süt ürünleri yemeyen kişilerde A vitamini eksikliği görülebilir. Vücudun dolaşım sisteminde bulunan ”alla tokoferol” vücut için zararlı olan zehirli maddelerin atılmama yardımcı olur. E vitamini de alfa tokoferol tıpı bir antıoksıdandır. Yanı vücutta çeşitli nedenlerle oluşan zararlı oksijen ürünlerini yok eder. Vücut için gerekli olan E vitamini, göz dibindeki retina adı verilen damarlı bölgenin dejenerasyonunda da faydalı olabilir. Zeytinyağı, ayçiçeği yağı, ayçiçeği, ceviz, badem, tereyağı, kırmızı et, ıspanak, brokolı gibi yeşil yapraklı sebzeler, kivi, mango ve muz E vitamini yönünden zengin besinlerdir. Magnezyumun, kan şekerini düzenleyici özelliği vardır. Magnezyum eksikliği olan şeker hastalarında retina bölgesinde önemli sorunlar oluşabilir. Magnezyum içeren besinler; ıspanak ve yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, kuruyemişler, tam tahıl, su, yer fıstığı, kepekli ekmek, peynir, tavuk, biftek, patates, portakal, domates, soğan, incir, üzüm, hurma, çavdar, yoğurt, patates, havuç, kereviz, marul ve pırasadır.  B2 vitamini özellikle et, karaciğer, tavuk, yağsız süt, yoğurt, yumurta sansı, peynir, papatya, ısırgan otu, adaçayı, brokoli, ıspanak, yeşil yapraklı sebzeler, balık, baklagiller ve tahıllarda bulunur. Şeker hastalığı, gözün sinir ve damarlarda harabıyete yol açabilir. Bunun önlenmesi  için  yeterli miktarda C vitamini alınmasına önem verilmelidir. C vitamini, hücrelerdeki sorbıtol denen şekeri artırarak, yüksek kan şekerinin yan etkisini önleyici etkiye sahiptir. Görme yeteneğinin geliştirilmesi ve daha net görüş yakalanması açısından son derece önemli olan çinko, göz yaralarını önlemek için de gereklidir. Arpa, peynir, sığır eti, kepekli ekmek, tavuk, yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri, balık, patates, ceviz, badem, tam tahıl, kuru fasulye, lahana, ay çekirdeği, karaciğer, kuzu eti ve tahıllarda çinko bulunmaktadır. Kırmızı et ve tavuk eti gibi hayvansal gıdalarda bulunan çinko daha kolay emilir. Üzüm çekirdeğinin içeriğinde, çok kuvvetli bir antıoksıdan olan proantosiyanidin vardır. Bazen makula dejenerasyonu yanı halk arasında bilmen adıyla sarı nokta hastalığı ve şeker hastalığının, sınır ve göz hasarından korunmak için alınır. Kapsül veya tablet şeklinde bulunur. Bununla birlikte bilimsel çalışmalarda üzüm çekirdeğinin antıoksıdan etkisi olduğu saptanmıştır. Üzüm çekirdeği LDL kolesterol denen kötü kolesterolün oksidasyonunu önleyici özelliğe de sahiptir. Ispanak ve kabakta bulunan lutem, zeaxantm ve mesozeaxanthin göz dibindeki makula bölgesinde bulunan bir renk maddesi oluştururlar. Luteinin göz sağlığı üzerinde etkisi araştırılmış ve sonuçta antioksıdan etkili olduğu ve ışığın zararlı etkisini önlediği ortaya konulmuştur. Sarı nokta hastalığı bulunan kişilerde lutem ve zeaxantin düzeyi düşük bulunmuştur. Lutem’ ı gıdalarla fazla alanlarda, yaşa bağlı sarı nokta hastalığı veya katarakt daha az görülür. Lutem’rn gıdalarla alınması, kapsül şeklmde alınmasından daha yararlıdır.  Soğuk suda yetişen somon, omega 2 ve omega 3 yağ asıtleri  bakımından oldukça zengindir. Bunun yanında yine omega 3 içeriği yüksek olan; sardalya, ringa, deniz levreği ve hamsi gibi balıklar da haftada iki kez tüketilmelidir. Bu balıklarda aynı zamanda D vitamini, B vitaminleri, selenyum, potasyum ve protein bulunmaktadır. Konserve ton balıkları ise haftada bir defadan fazla tüketilmemelidir. Bal kabağı, içinde bulunan karoten, yüksek lif, C ve E vitamini, potasyum, magnezyum ve pantotenik asit vitamini yönünden çok faydalı bir meyvedir. Kalorisi de düşüktür. Karotenoıd miktan en yüksek olan besinlerden biridir. Bal kabağının çekirdeği veya kabak çekirdeği de sağlığa faydalıdır. Kabak çekirdeğinde E vitamini, potasyum, magnezyum, çinko, omega-3 ve omega-6 yağ asitleri vardır. Katarakt ve san nokta hastalığına karşı koruyucu özelliği bulunmaktadır.

Göz Problemleri

Masa başı çalışanlarda göz problemine dikkat!

Teknoloji ilerlerken artık kitapları bile bilgisayardan okuduğumuz, notlarımızı bilgisayar üzerinde belirlediğimiz bir dönemdeyiz. Hemen hemen herkesin elinde bir cep telefonu, evlerde mutlaka tablet ve bilgisayarlarımız mevcut. Asansörde, yemekte elimizden düşürmediğimiz akıllı telefonlarımızın yerini iş yerlerinde ve evlerde bilgisayarlar devralıyor. İşi için sürekli bilgisayar başında olan kişi de, sosyal medyada dolaşan kişi de çeşitli sebeplerle göz problemleri yaşamaktadır. Bu durum günümüzde göz hastalıklarına zemin hazırlar veya zemindeki gizli bir bozukluğun ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Yoğun bilgisayar kullanımı ile gözünün bozulduğunu söyleyen bir kişide sebebin çoğunlukla alttaki gizli hipermetrop veya astigmatizmanın ortaya çıkması olmaktadır.  Kişinin daha önce fark etmediği ve göz kasları  ile tolere edilebilen bu rahatsızlıklar yoğun bilgisayar kullanımı ile ortaya çıkabilmektedir. Bu hastalara  her zaman olmasa da bilgisayar kullanırken gözlüğünü takabileceği önerilmektedir,  bu sayede göz yorgunluğu nispeten rahatlayacaktır. Gözlük camı seçerken antirefle özellikte olanları tercih etmek daha rahatlatıcı olacaktır. Ayrıca bilgisayar ekranlarının ışığından koruyan farklı camlar mevcuttur. Bankacılık sektöründe çalışanlarda bu rahatsızlıklar sık olarak izlenmekte ve rahatlama sağlanabilmektedir. Ayrıca göz kırpma refleksinin azalmasına bağlı göz kuruluğu nedeniyle batma ve yanma rahatsızlığı olabilmektedir. Bu durumda suni gözyaşı damlaları önerilmektedir.  Göz bozukluklarının ilerlemesinin 20’li yaşlarda azaldığı durduğu bilinirken son yıllarda yoğun tablet ve telefon kullanımına bağlı kas spazmları ile gözlük numaralarında ilerleme ile karşılaşılmaktadır. Göz doktorları hastalara bilgisayar, tablet ve akıllı telefon başında geçirdikleri süreyi azaltmaları ve gece uyku sürelerine ve uyku saatlerine dikkat etmeleri gerektiğini önermektedir.

Göz Kuruluğu

Halk arasında sıkça bilinen göz kumluğu hastalığının
gözümüzde göz yaşı salgısının yetersiz olması veya kalitesiz olması olarak tanımlanmaktadır. Gözyaşı gözümüzün ön yüzeyini ıslatıp nemlendirerek korur ve daha net bir görüntü sağlamak için mutlak suretle yeterli ve kaliteli olmalıdır.
Çeşitli nedenler ile gözyaşı salgısı azalabilir veya komponentlerinden biri bozulabilir. Bu sebeple gözde batma hissi, refleks olarak aşın sulanma, ağrı, yanma ve görmede bulanıklık oluşturmaktadır.
Gözyaşı üretiminin iki şekilde olmaktadır. Birincisi sistem sürekli olan gözyaşı salgı sistemidir. Burada gün içinde sürekli bir gözyaşı salgısı olmaktadır. Oluşan gözyaşı gözümüz ön kısmında bir gözyaşı filmi oluşturmaktadır. Gözümüz ile göz kapaklarımız arasında kayganlaştırıcı bir tabaka görevi görürken göz ön kısmını nemlendirir ve korur. Diğer üretim şekli ağladığımızda, gözümüze bir şey battığında refleks olarak oluşan yoğun gözyaşıdır.

Şeker hastalığı kuru göz hastalığı sebebidir. Menapoz gibi hormonal değişimler bu hastalığa neden olmaktadır. Uzun süreli kontakt lens kullanıcılarında, uyku düzeni bozuk olan kişilerde, uzun süreli bilgisayar ve telefon ekranı kullanan kişilerde, klimalı ortamlarda, sigaralı ortamlarda yoğun kalan kişilerde daha erken yaşlarda bile göz kumluğu oluşabilmektedir.
Ayrıca romatizmal hastalıklar varlığında oluşan kuru göz hastalığı çok daha ağır seyretmekte ve ekstra tedavilere ihtiyaç duyulmaktadır.
Göz kuruluğu varlığını anlamak için yapılan birkaç test vardır. Bunlar muayenehane şartlarında yapılabilen kolay testlerdir.
Göz kuruluğu tanısı alan hastalara öncelikle suni gözyaşı damlalarından reçete edilmektedir. Hastalığın ağırlığına bağlı olarak ilaçlar daha güçlü olabilmektedir. Bazı durumlarda hastanın kendi kanından elde edilen serumlar ile hazırlanan bir damla tedavisi uygulanmaktadır.. Çok ileri vakalarda girişimsel müdahaleler uygulanabilmektedir.

Göz Sağlığını Korumanın Yolları

1. Sağlıklı Beslenin:
Göz sağlığınızı korumanın yolu da beslenmeden geçer. Omega-3 yağ asitleri, çinko, C ve E vitaminleri yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve katarakt gibi göz problemlerinin oluşumunu engeller. Bunun için somon, orkinos ve diğer yağlı balıkları, yumurta, fındık, fasulye, portakal gibi besinleri hayatınıza dahil edin. Dengeli bir diyet sağlıklı kilo vermenize ve ideal kilonuzu korumanıza yardımcı olur. Bu da beraberinde obezite ve yetişkinlerde körlüğe kadar giden problemlere neden olan Tip 2 diyabet problemiyle karşılaşma ihtimalinizi düşürür.
2. Sigarayla vedalaşın!
Sigara pek çok hastalık gibi göz hastalıklarının da verdiği hasarı artırır. Özellikle katarakt, optik sinir hasarı ve makula dejenerasyonuna zemin hazırlar.
3. Güneş gözlüğü takın!
Güneş ışınlarına çok fazla maruz kalınması katarakt ve makula dejenarasyonu riskini artırır. Bu nedenle güneşli günlerde UVA ve UVB ışınlarına karşı gözü koruyan güneş gözlükleri tercih edin.
4. Koruyucu gözlük kullanın! İşyerinde veya evinizde tehlikeli veya havayla taşınarak gözünüze zarar verebilecek materyaller kullanıyorsanız, mutlaka koruyucu gözlük takın.
5. Bilgisayar ekranıyla aranıza mesafe koyun!
Bilgisayara veya telefon ekranına çok uzun süre bakmak pek çok göz problemini beraberinde getirebilir. Bunlar;
• Göz yorgunluğu,
• Bulanık görüş,
• Odaklanma problemleri,
• Kuru gözler,
• Baş ağrısı,
• Boyun, sırt ve omuz ağrısıdır. Gözlerinizi korumak için:
• Gözlük derecenizi düzenli olarak kontrol ettirin.
• Bilgisayarınızı gözlerinizin ekranının üst kısmıyla aynı hizada olacak şekilde konumlandırın.
• Bilgisayar başında çalışırken pencerelerden ya da aydınlatmadan kaynaklanan parlamayı önlemeye çalışın. Gerekirse parlama önleyici ekran kullanın.
• Rahat, destekleyici bir sandalye seçin.
• Göz kuruluğu problemi yaşıyorsanız hekiminizin önereceği suni gözyaşı damlalarını kullanın ve gözlerinizi sık sık kırpın.
• Her 20 dakikada bir gözlerinizi dinlendirin. Bilgisayar ekranından 20 saniye uzak durun. En az 2 saatte bir kalkın ve 15 dakika ara verin.
6. Göz hekiminizi düzenli ziyaret edin!
Göz muayenesi de diğer sağlık kontrolleri gibi önemsenmelidir. Özellikle sinsi ilerleyen ve erken tanıyla kontrol altına alınabilen göz tansiyonu (Glokom) gibi hastalıkların ancak bu muayenelerde fark edilebildiğini unutmayın. Glokom kontrol etmek için göz basıncı ve optik sinir testleri yapabilir.

Diyabetik Retinopati

Birçok organda ciddi hasarlar oluşturan diyabet en fazla gözleri etkiliyor. Diyabetin yol açtığı en önemli göz soranlarının başında ise körlük gibi önemli tablolarla sonuçlanan diyabetik retinopati geliyor. Retina tabakasındaki damar yapısının bozulması sonucu oluşan diyabetik retinopati, başlangıçta herhangi bir belirti vermediği için sinsice ilerliyor. Bu sebeple, diyabet hastalarının diyabetik retinopati başta olmak üzere görme ile ilgili problemlere karşı sık sık kontrolden geçmeleri gerekiyor.

“Diyabetik retinopatinin bir diğer önemli özelliğinin ise retina üzerinde yeni kan damarlarının oluşmasına sebep olmasıdır. Her diyabet hastası bir bulgu ile karşılaşmayı beklemeden periyodik olarak göz muayenesi, avuca her yıl en az bir kere göz dibi kontrolü yaptırmalıdır. Fakat bazı hastalarda bulanık, çift ya da perdeli görme sorunları yaşanabilir, gözlerin önünde ışıklar yanıp sönebilir, renksiz ya da koyu renkli noktalar görülebilir. Yanı sıra gözlerde basınç ya da  görne alanında daralma olabilir. Bu gibi semptomlar fark ediliyorsa diyabetik retinopatiden şüphelenilmeli ve mutlaka bir uzman desteğine başvurulmalıdır.
Tedaviye, göz içindeki kanama derecesine göre karar veriliyor Diyabetik retinopatinin en önemli sebebinin kontrolsüz diyabet ve ihmal edilen diyet olarak bilinmektedir. diyabetik retinopatinin tedavisi için öncelikle göz içi ilaç enjeksiyonu uygun görülmektedir. Diyabetik retinopatide sık karşılaşılan bir durum olan makula (sarı nokta) ödeminde kortizon içermeyen ilaçlar kullanılabilir. Gerektiğinde, kortizon içeren bir preparat olan ve gözün arkasında oluşan iltihabın tedavisinde kullanılan tedavi de kombine edilerek veya tek basma uygulanabilir. Lazer tedavisi ile de anormal kan damarlarını yok etmek amaçlanır. Ancak göz içinde çok fazla kanama yaşanıyorsa, tekrar sağlıklı bir görme elde edebilmek için vitrektomi operasyonu planlanabilir.